Kardiyoloji Uzmanı Dr.Vedat  ÖNER Oruç tutmanın kalp hastalıklarına etkisini,  kalp hastalarının hangi şartlarda oruç tutabilecekleri, oruç tutması riskli hasta grupları hakkında bilgiler verdi.

Oruç tutarken beslenme ve uyku düzeninde meydana gelen değişiklikler kalp hastalarının durumunu etkileyebilmektedir. Bu nedenle oruç tutmak isteyen kalp hastaları öncelikle doktorlarına danışmalıdırlar. Genel olarak durumu kontrol altında olan kalp hastaları doktorlarının önerileri doğrultusunda ilaç alım saatlerini düzenleyerek ve bazı beslenme kurallarına uyarak oruç tutabilirler.

Ancak kontrol altında olmayan kalp hastaları ile son 1 ay içinde:

  • Kalp krizi geçirmiş
  • Koroner damarlarına stent takılmış
  • Bypass ameliyatı olmuş
  • Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatıp çıkmış hastalar oruç tutmamalıdır. Ayrıca kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar, ilaçlarını belirli saatlerde ve belirli bir diyet programı çerçevesinde almaları gerektiği için oruç tutamazlar.

Kalpteki sorundan kasıt, koroner kalp hastalığıdır. Bazı kurallara uyulduğunda oruç tutmak, koroner kalp hastalığını olumsuz yönde etkilememekte ve ani krizlere yol açmamaktadır. Ancak, iftarda aşırı miktarda, yağlı, kalorili yemek tüketimi, gündüz içilemeyen sigaraların iftar sonrası ardı ardına içilmesi hastalar için risk faktörleridir. Ramazan ayında hastanelerin acil servislerine, iftar ile sahur arasında tokluk süresinde başvuru olmaktadır. Eğer, iftarda kısa sürede aşırı yemek alışkanlığı olmazsa, ramazanda kalp krizleri büyük ölçüde azalacaktır.
Kalp diyeti, çok zorlayıcı hayattan bıktırıcı bir diyet değildir. Kalp hastalarına önerilen beslenme tarzı, sağlıklı kişilere de kaliteli yaşam sürmeleri için tavsiye edilen bir beslenme tarzıdır ve Ramazan ayında daha da önem kazanmaktadır. Tereyağı, sakatatların yağları, koyun etinin içerdiği yağlar ve sığır etinin görünen yağlarıyla margarinler uzak durmak çok önemlidir. Tüm bunların yanında aşırı kalorili hamur işleri ve tatlılardan kaçınılması da gereklidir. Kalp ve damar sağlığı açısından olumsuz etkileri olan bu besin maddelerinden yalnızca Ramazan ayında değil, kişinin tüm yaşantısı boyunca uzak durması sağlık açısından çok önemlidir. Sağlıklı beslenme tarzı, şeker hastalıkları ve kansere karşı da koruyucu etkiye sahiptir.

İftarda kesinlikle hızlı yemek yememelidir. Öncelikle çay, ekmek ve peynirle ya da çorba ile hafif bir kahvaltı yaparak, mümkün olduğunca bol sulu, kızartılmamış, aşırı yağlı gıdalar tercih edilmelidir. Makarna, komposto ve hoşaf idealdir. Hamur işlerinden vazgeçilemiyorsa; kızartılmamış ve fırında pişirilmiş, bol sebzeli olmalısı ve ölçülü yenmesine dikkat edilmelidir. Nohut, mercimek, fasulye de tavsiye edilmekle birlikte baklagillerin sindirimi zor olduğundan az miktarda yenmelidir. Midenin asit salgısını artıran baharatlar ramazanda hiç tüketilmemelidir. Sahurda ise çok yemek uzun süre tok tutar inancından vazgeçilmelidir. Çünkü ne kadar çok ve hızla kan şekerini yükselten tatlılar yenirse, o kadar çok acıkılır. Sahur sofraları kahvaltı gibi hazırlanmalıdır. Su ve mineral ihtiyacını karşılayacak gıdalar yanında ölçülü miktarda yumurta, süt, yoğurt, peynir veya lifli gıdalar (sebze yemekleri) tüketilmelidir. Bunlar, hem kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlar, hem de aşırı mide salgısına neden olmadıkları için acıkmayı da geciktirir.

Koroner kalp hastalığı tedavi edilmemiş kişiler için oruç tutmak risklidir. Özellikle bol yağlı, kalorili ve hızlı yenilen iftar yemeklerinden sonra bu hastaların kalp krizi geçirme riskleri yüksektir. Koroner damarların tıkanmasına bağlı enfarktüs, yıllarca iyi tedavi edilmemiş yüsek tansiyonun kalp kasını yorması sonucu kalp büyümesi, tedavisi zamanında yapılmamış kalp kapağı hastalıkları veya kalp kasının hastalığı gibi nedenlerin yol açtığı kalp yetersizliği varsa, hastalar ilaç kullansalar bile oruç tutamazlar. Kalp yetersizliği olan kişiler, vücutlarında artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanır. İlaçların etkisiyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları olur. Bu durum, bayılmalara hatta şoklara neden olabilir. İftarda, vücuda yüklenen aşırı su ve tuz, zaten sınırda pompalama gücü olan kalbi aşırı çalışmaya zorlar. Bunun yanında hızlı ve bol yemek sonrası, sindirim mide bağırsak sisteminin kan dolaşım hızı artar. Bu da kalbe %20 ek yük getirir. Aşırı yük, kalp yetersizliğine yol açar.
 

Kalp hastaları oruç tutarken aşağıdaki konulara dikkat etmeliler:

  • Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.
  • Ramazan ayında öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile iftardan sonra 1-1.5 saat aralıklarla iki ara öğün şeklinde düzenlenmelidir.
  • Hastalar iftarda çok hızlı bir şekilde yemek yememelidir. Bu durum kalp ve damar sistemini olumsuz etkiler. Bir tabak yemek yedikten sonra en az 10-15 dakika yemeğe ara verilmelidir.
  • Hastalar günlük hayatlarında dikkat ettikleri tuz ve su alımı kısıtlamalarına aynı şekilde devam etmelidir.
  • Ramazan ayında yemeklerin pişirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle ızgara, haşlama ve fırında yapılan yemekler tercih edilmeli, kavrulmuş, tütsülenmiş ve kızartılmış besinlerden uzak durulmalıdı